PUSLU HİS

Öyle bir his ki bu bendeki kıskançlık

Anlamlandırması ayrı bir imkansızlık

Mücadelesi en zoru kalpteki sıkışmışlık

Tanıyamıyorum kendimi, değil ki hiç benlik!

Neye hizmet, neye itaat etti anılarım?

Sordum hep, bunu kendime neden yaşattım?

Kanatırcasına tuttuğum şu nefesim

Bulandı yarınım, gökyüzüm, geçmişim.

Karnıma okkalı tekme yemişim gibi

Kalbi durdurmuş, nefessiz kalmışım gibi

Gözüm kararmış da göremezmişim gibi

İçimde tarifsiz bir yorgunluk hissi.

Karanlık labirentte tattığım o yalnızlık

Al kendini benden artık, geçsin bu keyifsizlik.

Peki benim olmamasının verdiği tatminsizlik

Ne zaman kapanacak midemdeki yara delik?

Fazlalıklarımdan en çamurlu olanı

Buram buram acı duman kokanı

Kül tablasına çevirdi bu aklımı

Ve pişmanlığının düğümlediği boğazımı

Ne zordu anlaması bu puslu kıskançlık

Bir de soru, neden bu karşıkoyulmazlık

Sıkıldım boğuşmaktan hep aynı acizlik

Bitsin bu göğsüme oturan çaresizlik.

Bir duygu insana en çok ne yapar?

Kendinden kaçırır, kendini arar

Yolunu taşlar, bünyeyi yorar

Ah bu kıskançlık ne illet ,adamı derinden bozar!

Yorum bırakın